COP31 Türkiye’de: Zirveye Ev Sahipliği Yetiyor mu, Gerçek Değişim Nerede?
- hseturkiye

- 20 Ara 2025
- 2 dakikada okunur
Zirveler Artıyor, Emisyonlar Azalıyor mu?
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31’in Türkiye’de yapılacağının kesinleşmesi, kamuoyunda heyecan kadar soru işaretlerini de beraberinde getirdi. Küresel iklim krizi derinleşirken, zirveye ev sahipliği yapmak tek başına bir başarı mı, yoksa asıl sınav şimdi mi başlıyor?

COP toplantıları 30 yılı aşkın süredir düzenleniyor. Ancak bu süreçte küresel sera gazı emisyonları düşmek bir yana, rekor seviyelere ulaştı. Bu tablo, COP31 gibi zirvelerin sembolik mi yoksa dönüştürücü mü olduğu sorusunu yeniden gündeme getiriyor.
Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapması diplomatik açıdan önemli olsa da, kamuoyunun beklentisi yalnızca güçlü fotoğraflar ve uzun deklarasyonlar değil; ölçülebilir, bağlayıcı ve uygulanabilir kararlar.
Türkiye Hazır mı?
Eleştirilerin odağında şu sorular yer alıyor:
Türkiye mevcut emisyon azaltım hedefleriyle 1,5°C hedefiyle ne kadar uyumlu?
Fosil yakıt yatırımları sürerken “yeşil dönüşüm” söylemi ne kadar inandırıcı?
İklim Kanunu, karbon fiyatlandırması ve kömürden çıkış için net bir takvim var mı?
COP31, bu soruların ertelenemeyeceği bir eşik olacak. Ev sahibi ülke olarak Türkiye, sadece moderatör değil, aynı zamanda örnek ülke olmak zorunda.
Küresel Güney İçin Gerçek Bir Ses Olabilecek mi?
Türkiye, gelişmekte olan ülkeler ile gelişmiş ülkeler arasında konumlanıyor. Bu durum, iklim finansmanı ve adil geçiş başlıklarında güçlü bir arabuluculuk fırsatı sunsa da, bugüne kadar verilen mesajlar netlikten uzak.
Zirvede asıl mesele, kırılgan ülkeler için:
Gerçek finansman
Teknoloji transferi
Kayıp ve zarar mekanizmalarının işletilmesi
olacak. COP31’in bu başlıklarda somut sonuç üretmemesi, zirveyi “kaçırılmış bir fırsat” haline getirebilir.
Sivil Toplumun Alanı Ne Kadar Açık Olacak?
COP’ların başarısı, yalnızca devlet başkanlarının masasında değil; sivil toplumun, akademinin ve gençlerin sürece ne kadar dahil edildiğiyle de ölçülüyor. Eleştirmenlere göre COP31’in başarısı, Türkiye’nin eleştiriye açık, şeffaf ve kapsayıcı bir ortam sağlayıp sağlamayacağıyla doğrudan ilişkili olacak.
Ev Sahipliği Değil, Sorumluluk
COP31 Türkiye için büyük bir vitrin. Ancak iklim krizinin geldiği noktada vitrin değil, mutfakta yapılanlar önem taşıyor. Kömür santralleri çalışmaya devam ederken, su kaynakları azalırken ve şehirler iklim risklerine hazırlıksızken, zirvenin güçlü bir miras bırakması kolay olmayacak.
COP31, Türkiye için bir prestij yarışından çok, samimiyet testi olacak. Zirve bittiğinde geriye kalan şey, verilen sözler değil; hangi politikaların gerçekten hayata geçtiği olacak.




Yorumlar