Yatağan’daki Masmavi Tehlike: Göz Alıcı Bir Göletin Altındaki Zehirli Gerçek...!
- hseturkiye

- 20 Tem 2025
- 2 dakikada okunur
İlk bakışta Maldivler’i andıran, berrak turkuaz rengiyle büyüleyici bir manzara sunan bu gölet, aslında Türkiye'nin en büyük çevre sorunlarından birinin sessiz yüzü. Muğla’nın Yatağan ilçesine bağlı Kapubağ köyü yakınlarında bulunan bu gölet, doğal oluşumlu bir cennet değil, termik santral atıklarının birikimiyle ortaya çıkmış bir çevre felaketi.

Kül Göleti Nasıl Oluştu?
Yatağan Termik Santrali’nde elektrik üretiminde kullanılan linyit kömürünün yanmasıyla ortaya çıkan uçucu kül ve cüruf, 1993 yılından bu yana bölgedeki bir alana suyla karıştırılarak boşaltılıyor. Bu işlem yıllar içinde, kül ve su karışımının birikmesiyle geniş bir yüzeye yayılan ve zamanla göle dönüşen yapay bir alan oluşturdu.
Bugün, bu göletin yüzeyi büyüleyici bir turkuaz renge sahip. Fotoğraflarda bir Akdeniz koyunu ya da tropikal bir sahili andırıyor. Ancak bu görsel çekiciliğin ardında zehirli bir içerik yatıyor.
Tehlikenin Bilimsel Kanıtı: Ağır Metaller ve Sülfürik Asit
Yatağan Belediyesi’nin TÜBİTAK’a yaptırdığı analizler sonucu, bu göletin suyunda yüksek düzeyde ağır metaller ve sülfürik asit tespit edildi. Raporda gölet suyunun içilmemesi, ciltle temas edilmemesi ve gölete girilmemesi gerektiği özellikle vurgulandı. Suda hiçbir canlı yaşamıyor, biyolojik çeşitlilik açısından tamamen ölü bir alan.
Bu sonuç, aslında sadece Yatağan’a özgü bir sorunu değil, Türkiye’deki birçok termik santral atık sahasının kontrolsüz yönetimini de gözler önüne seriyor.

Güzellik Her Zaman Masum Değildir
Sosyal medyada sıkça paylaşılan bu göletin fotoğrafları, onu gören birçok kişide "turistik bir doğa harikası" algısı yaratıyor. Oysa gerçek çok daha çarpıcı ve trajik: Bu manzara, yanlış atık yönetiminin ve uzun vadeli çevre planlamasının eksikliğinin sembolü.
Görünüşe aldanmamak gerekiyor. Çünkü çevre kirliliği her zaman siyah dumanlar, kirli sular ve çıplak gözle görülebilen zararlar şeklinde tezahür etmiyor. Bazen masmavi bir göletin içinde gizlenmiş, sessizce yayılıyor.
Yasal Sorumluluklar ve Çevre Yönetimi Üzerine
Türkiye’de termik santral atıklarıyla ilgili çeşitli çevre düzenlemeleri bulunsa da, bu tür durumlar uygulamada yetersizliklerin hâlâ büyük sorun olduğunu ortaya koyuyor. Kül göletleri gibi uzun vadede yer altı su kaynaklarını tehdit eden, toprağı ve çevreyi kirleten oluşumların ciddi bir şekilde denetlenmesi gerekiyor.
Ayrıca bu tür alanların görsel olarak insanları cezbedici bir forma bürünmesi, farkındalık yaratmak yerine yanıltıcı bir algıya neden olabilir. Bu da toplumun çevresel tehditleri doğru algılamasını zorlaştırır.

Ne Yapılmalı?
Kül göletleri ve benzeri atık sahalarının çevresel etkileri şeffaf biçimde kamuoyuna açıklanmalı
Termik santrallerin atık yönetimi konusunda daha sıkı denetim ve düzenlemeler getirilmeli
Uzun vadeli çevresel izleme ve yer altı su kaynaklarının korunması için bilimsel çalışmalar yapılmalı
Bu tür alanlarda rehabilitasyon ve ekosistem onarımı süreçleri başlatılmalı
Renkli Bir Manzaranın Arkasında Kararan Bir Gerçek
Yatağan’daki bu gölet, bize doğanın her zaman olduğu gibi görünenden daha fazlasını barındırdığını hatırlatıyor. Göz alıcı renklerin ardında zehirli bir içerik, büyüleyici manzaranın arkasında tehlikeli bir geçmiş var.
Bugün çekici görünen bu gölet, aslında çevresel ihmalin estetikle maskelenmiş hali. Bu yüzden çevreyi koruma mücadelesinde sadece görünen değil, görünmeyen etkileri de konuşmalı, tartışmalı ve çözüm aramalıyız.



Yorumlar