Türkiye Jeotermal Enerjide Neden Avrupa’da Önde?
- hseturkiye

- 19 Ara 2025
- 3 dakikada okunur
Enerji, bugün olduğu gibi gelecekte de dünyanın en temel ihtiyaçlarından biri olmaya devam edecek. Nüfus artışı, sanayileşme ve teknolojik gelişmeler enerji talebini her geçen yıl artırırken, fosil yakıtların sınırlı olması ve çevresel etkileri ülkeleri daha sürdürülebilir ve çevre dostu enerji kaynaklarına yöneltiyor. Bu noktada doğal yollarla elde edilebilen, yenilenebilir özelliklere sahip alternatif enerji kaynakları hem çevre hem de ekonomi açısından önemli avantajlar sunuyor.
Alternatif enerji kaynaklarına olan ilgi tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de hızla artıyor. Türkiye’nin iklimi ve coğrafi konumu; güneş, rüzgâr, hidroelektrik, biyokütle ve özellikle jeotermal enerji açısından önemli fırsatlar barındırıyor. Bu kaynaklar arasında jeotermal enerji, sahip olduğu yüksek potansiyel ve sürekli üretim kabiliyetiyle Türkiye’nin öne çıkan yenilenebilir enerji kaynaklarından biri olarak dikkat çekiyor.
Yer Altındaki Doğal Enerji
Jeotermal enerji, yeryüzünün altında ısı şeklinde depolanan enerjinin tamamını ifade eder. Bu enerji, dünyanın oluşumu sırasında ortaya çıkan ısı ile yer kabuğundaki radyoaktif maddelerin bozunması sonucu meydana gelir ve kayalar ile yer altı akışkanlarında depolanır. Uygun jeolojik koşullarda bu ısı, yüzeye taşınarak enerji üretiminde ve doğrudan kullanım alanlarında değerlendirilebilir.
Uzmanlara göre Türkiye, aktif tektonik kuşaklar üzerinde yer alması nedeniyle jeotermal kaynaklar açısından dünya genelinde ayrıcalıklı bir konuma sahiptir. Ülkenin farklı bölgelerinde, farklı sıcaklık seviyelerine sahip çok sayıda jeotermal saha bulunmaktadır. Bu durum, jeotermal enerjinin hem elektrik üretimi hem de doğrudan kullanım açısından geniş bir yelpazede değerlendirilmesine olanak tanımaktadır.
Türkiye’de Jeotermal Enerjinin Tarihsel Gelişimi
Türkiye’de jeotermal enerjiye yönelik bilimsel ve teknik çalışmalar 1960’lı yıllarda başlamıştır. İlk jeotermal arama çalışmaları 1962 yılında yürütülmüş, 1963 yılında ise İzmir-Balçova’da ilk jeotermal kuyu açılmıştır. Bu kuyudan elde edilen suyun sıcaklığı 124 derece olarak ölçülmüştür. Türkiye’de ilk jeotermal ısıtma uygulaması ise 1964 yılında Balıkesir-Gönen’de bir otelde gerçekleştirilmiştir.

1968 yılında Kızıldere jeotermal sahasının keşfedilmesi, Türkiye açısından önemli bir dönüm noktası olmuştur. Bu sahada kurulan jeotermal elektrik santrali 1984 yılında hizmete girmiş ve 17,4 MW elektrik kurulu gücüyle Türkiye’nin jeotermal elektrik üretiminde ilk adımı atılmıştır. Uzmanlar, bu süreci Türkiye’de jeotermal enerjinin “başarı öyküsü” olarak tanımlamaktadır.
Jeotermal Potansiyelin Bölgesel Dağılımı
Türkiye’nin jeotermal potansiyelinin büyük bölümü Batı Anadolu’da yoğunlaşmaktadır. Toplam potansiyelin yaklaşık yüzde 78’i bu bölgede yer alırken, yüzde 9’u İç Anadolu, yüzde 7’si Marmara, yüzde 5’i Doğu Anadolu ve yüzde 1’i diğer bölgelerde bulunmaktadır. Bu dağılım, jeotermal yatırımların neden ağırlıklı olarak Ege Bölgesi’nde yoğunlaştığını da açıklamaktadır.

Kullanım Alanları ve Doğrudan Faydalar
Jeotermal enerjinin Türkiye’deki kullanım alanlarına bakıldığında, en büyük payın sağlık ve termal turizm faaliyetlerine ait olduğu görülmektedir. Bunun yanı sıra:
Bölgesel ve konut ısıtması,
Sera ısıtması,
Endüstriyel prosesler,
Elektrik üretimi
gibi alanlarda da yaygın olarak kullanılmaktadır.

Bugün Türkiye’de yaklaşık 120 bin konut, jeotermal enerji ile ısıtılmaktadır. Özellikle bazı şehirlerde jeotermal ısıtma sistemleri, fosil yakıtlara kıyasla hem ekonomik hem de çevresel açıdan önemli kazanımlar sağlamaktadır.
Elektrik Üretiminde Büyük Atılım
Uzmanlara göre Türkiye’de jeotermal enerjiden elektrik üretimi, özellikle 2006 yılından sonra önemli bir ivme kazanmıştır. Devlet destekleri ve yatırım teşvikleri sayesinde bugün Türkiye genelinde 55 jeotermal elektrik santrali faaliyet göstermektedir. Bu santrallerin büyük bölümü Büyük Menderes ve Gediz grabenleri boyunca, özellikle Aydın, Denizli ve Manisa çevresinde yer almaktadır.
Son yıllarda kurulu güçte hızlı bir artış yaşanmış ve Türkiye’nin jeotermal elektrik kurulu gücü yaklaşık 1700 MWe seviyesine ulaşmıştır. Doğrudan kullanım kapasitesi ise 5000 MWt’nin üzerindedir. Bu rakamlar, Türkiye’yi jeotermal enerjinin hem elektrik üretimi hem de doğrudan kullanımında dünya genelinde ilk beş ülke arasına taşımaktadır.
Sonuç: Sürdürülebilir Geleceğin Anahtarı
Jeotermal enerji; sürekli, yerli, yenilenebilir ve düşük karbonlu yapısıyla Türkiye’nin enerji arz güvenliğinde kritik bir rol oynamaktadır. Uzmanlar, bu potansiyelin doğru planlama, çevresel hassasiyet ve bilimsel yaklaşımla değerlendirilmesi halinde hem ekonomik kalkınmaya hem de iklim değişikliğiyle mücadeleye önemli katkılar sağlayacağını vurgulamaktadır.
Türkiye için jeotermal enerji yalnızca bir alternatif değil, sürdürülebilir bir enerji geleceğinin temel taşlarından biridir.




Yorumlar